Lügatsız Yankı
Seni, alfabesi henüz çamurdan karılmamış bir dilde, Ses telleri kopuk bir rüzgârın suskunluğuyla çağırıyorum.
Zamanın, mekanla küsüp sırtını döndüğü o çatlakta, Yokluğun en ağır kütlesiyle, Var olmamış bir gezegenin yerçekimine bırakıyorum gölgemi.
Bu mısra, okunduğu an silinen bir mürekkeple yazıldı. Bu aşk, patlamamış bir yıldızın çekirdeğindeki buz tutmuş ateştir. Seni, bir sayının sıfıra bölümü kadar tanımsız, Ve bir aynanın, karanlıkta kendine baktığı o an kadar Görmeden seviyorum.
Kelimeler intihar etti, Anlam buharlaştı. Şimdi sadece boşluk var.
Ve ben seni, O boşluğun, hiç dolmayacak olan tam ortasından öpüyorum.
Henüz yorum yapılmamış. İlk düşünen siz olun!